Tüketici, alışverişte vitrinden önce yapay zekâya bakıyor

Img

Nurdoğan A. ERGÜN

Küresel tüketici ürün­leri sektöründe re­kabetin kuralla­rı yeniden yazılıyor, ticaret ekosistemi, yapay zekâ, veri mimarisi ve dijital platform­ların etkisiyle köklü bir dö­nüşüm sürecinden geçiyor.

“Yüzyılı değiştiren” yapay zekâ, ticarette “görünürlük” dönemini bitirip, “algoritmik tercih” dönemini başlatır­ken, global araştırmalar ye­ni rekabet avantajının yapay zekâ tarafından seçilmek ola­cağını gösteriyor. Uzmanlar, yapay zekâ entegrasyonunu tamamlayamayan markala­rın yakın gelecekte tamamen görünmez olacağı konusunda uyarıyor.

Küresel ticaret devrimi sürecine girildi

Uluslararası danışmanlık ve denetim şirketi EY ile kü­resel tüketici zekâsı şirketi NielsenIQ (NIQ) tarafından yayımlanan iki ayrı küresel araştırma, ticaret dünyası­nın bağımsız kanallardan sıy­rılarak, veri ve teknoloji­nin entegre çalıştığı küresel bir “ticaret devrimi” süreci­ne girdiğini ortaya koyuyor.

Araştırma sonuçlarına gö­re, markalar için artık sade­ce tüketicinin karşısına çık­mak yeterli olmuyor, yapay zekâ algoritmaları tarafından “tercih edilen seçenek” ko­numuna gelmek kritik bir re­kabet şartı haline geliyor. Bu yapısal değişimi değerlendi­ren EY Türkiye Şirket Orta­ğı, Tüketici Ürünleri ve Pe­rakende Sektör Lideri Kaan Birdal, “Günümüzde marka­lar için başarı, yalnızca tüke­ticinin karşısına çıkabilmekle değil, dijital platformlar ve ya­pay zekâ destekli sistemler ta­rafından önerilen seçenekler arasında yer alabilmekle öl­çülüyor. Önümüzdeki dönem­de rekabet avantajı, tüketici­ye ulaşabilme kabiliyetlerin­den çok, yapay zekâ destekli ekosistemlerde ne ölçüde gö­rünür ve tercih edilebilir ol­duklarıyla belirlenecek” dedi.

NIQ Türkiye Genel Müdürü Doğu Avrupa, Orta Doğu, Af­rika & Hindistan E-Ticaret Bölge Başkan Yardımcısı Di­dem Şekerel Erdoğan ise tica­ret ekosistemindeki bu dönü­şümün markaların tüketicile­re ulaşma biçimlerini yeniden şekillendirdiğine vurgu yaptı. Erdoğan, “Tüketici artık dü­şündüğü anda keşfediyor, ka­rar veriyor ve satın alıyor. Bu yeni dönemde asıl farkı ya­ratan, hangi kanalda olduğu­muz değil, tüketiciyi doğru anda ve doğru sinyalle yaka­layabilmek. Gelecek dönem­de kazananlar, bu değişimleri sadece takip edenler değil, er­ken adapte edip entegre eden markalar olacaktır” ifadeleri­ni kullandı.

Avrupalı tüketicilerin %40’ı yapay zekâdan destek alıyor

EY’nin dünya genelinde 850’den fazla üst düzey yöne­ticinin katılımıyla gerçekleş­tirdiği “EY State of Consumer Products” araştırmasına gö­re, şirketlerin yaklaşık yarı­sı yani yüzde 47’si algoritmik ürün önerilerini etkileyebil­menin önümüzdeki beş yıl içinde en kritik rekabet avan­tajı olacağını öngörüyor.

Bu­na karşın, mevcut durumda şirketlerin yalnızca beşte bi­ri bu alanda yeterli teknolojik yetkinliğe sahip olduğunu be­lirtiyor. NielsenIQ’nun “The Commerce Revolution: Whe­re East Meets West” raporu da tüketicilerin satın alma süreçlerini yapay zekâ sis­temlerine devretmeye başla­dığı “otonom ticaret” eğilimi­ni gözler önüne seriyor. Ra­pora göre, Doğu Avrupa’daki tüketicilerin yüzde 40’ı, Orta Doğu ve Afrika bölgesindeki tüketicilerin ise yaklaşık üçte ikisi yapay zekâ destekli alış­veriş modellerine tamamen açık olduğunu ifade ediyor.

“Keşif odaklı ticaret” ana akım oluyor

NielsenIQ raporunda öne çıkan bir diğer önemli bulgu ise Asya kaynaklı canlı, sos­yal ve hızlı ticaret inovasyon­larının, Batı’nın perakende medyası ve veri modelleriyle birleşmesi oldu. Tüketicile­rin belirli bir ürün arama ni­yeti olmaksızın, dijital plat­formlarda gezinirken ürün­leri keşfedip satın aldığı “keşif odaklı ticaret” modeli ana akım haline geliyor.

Ye­ni ürün keşfinde dijital plat­formları düzenli olarak kulla­nan tüketicilerin oranı Asya Pasifik’te yüzde 60, MEA böl­gesinde yüzde 67, Doğu Avru­pa’da ise yüzde 31 seviyesine ulaştı. Bu kanallardaki yükse­lişle birlikte küresel peraken­de medyası pazarının büyük­lüğü 184 milyar dolara ula­şırken, mevcut ağların sayısı 270’i aştı. Öte yandan, tüke­ticinin lojistik hız beklenti­si de artış gösterdi; Doğu Av­rupa’daki tüketicilerin yüzde 47’si, MEA bölgesindekilerin ise yüzde 80’i siparişlerinin 30 dakikanın altında teslim edilmesini talep ediyor.

Şirketlerin dönüşümünde idari engeller var

EY araştırması, şirketle­rin bu hızlı ticari dönüşüme uyum sağlarken karşılaştık­ları temel zorluğun teknolo­jik altyapı yetersizliğinden ziyade, organizasyonel yapı­lardaki kopukluklar olduğu­nu ortaya koyuyor. Katılım­cıların yalnızca yaklaşık on­da biri yani yüzde 10’u satış, pazarlama ve e-ticaret ekip­lerinin tam entegre tek bir büyüme fonksiyonu altında çalıştığını ifade ediyor. Fonk­siyonlar arası karar alma sü­reçlerini destekleyen enteg­re bir ticari veri altyapısına sahip olan şirketlerin oranı da yine yüzde 10 seviyesinde kalıyor. Şirketlerin dönüşüm süreçlerinde en fazla yöneti­şim karmaşıklığı, karar alma yetkilerindeki belirsizlik ve liderlik uyumu gibi idari en­gellere takıldığı görülüyor.

CEO’ların önceliği yapay zekâya yatırım

KPMG’nin “Perakendede Yapay Zekâ Kullanımı: Stratejiden Mağaza Operasyonlarına Küresel Dersler” raporu, yapay zekânın perakende sektöründe pilot uygulamaların ötesine geçerek stratejik dönüşümün temel unsurlarından biri haline geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, tüketici ve perakende sektöründeki CEO’ların yüzde 64’ü yapay zekâyı en önemli yatırım öncelikleri arasında gösterirken, yüzde 73’ü önümüzdeki 12 ayda yapay zekâya toplam bütçelerinin yüzde 10 ila yüzde 20’sini ayırmayı planlıyor.

Türkiye, hızlı dönüşümün odağında yer alıyor

NIQ’nun raporuna göre, özellikle Türkiye’nin de içinde bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Doğu & Afrika (MEA) bölgeleri dönüşümün merkezinde yer alıyor. Her iki bölgede de sosyal ticaret, hızlı ticaret (verilen siparişlerin genellikle 10 ila 30 dakika gibi çok kısa bir süre içinde müşterinin kapısına teslim edilmesini hedefleyen, hız odaklı bir e-ticaret modeli), fintech çözümleri ve yapay zekâ destekli alışveriş deneyimleri hızla yaygınlaşıyor.

Doğu Avrupa’da e-ticaret çift haneli büyümesini sürdürürken, Orta Doğu & Afrika bölgesi özellikle Körfez ülkelerinde güçlü performans sergiliyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) e-ticaret yüzde 10 büyürken, Suudi Arabistan’da bu oran yüzde 55’e ulaştı. Orta Doğu ve Afrika (MEA) ile Hindistan son derece dinamik ve güçlü büyüyen bir e-ticaret pazarına sahip. Mısır, Hindistan ve Türkiye’nin sergilediği güçlü büyüme performansı yeni yatırımlar ve ticaret formatlarıyla birlikte bu dönüşümü hızlandırıyor.

Zengin de fiyata bakıyor

E-ticaret platformu Hepsiburada, premium üyelerinin alışveriş alışkanlıklarına ilişkin mayıs-haziran dönemine ait verileri paylaştı. Veriler, günlük ihtiyaçlarda satın alma kararının hızlı verildiğini, yüksek bütçeli alışverişlerde ise kullanıcıların kampanya dönemlerini beklemeyi tercih ettiğini gösteriyor.

Verilere göre, sepete eklenen ürünlerin yüzde 77’si ilk etapta satın alınmadan sepette bekliyor. Premium üyelerinin sepeti yalnızca alışveriş yapmak için değil, fiyat değişimlerini takip etmek, ürünleri karşılaştırmak ve doğru zamanı beklemek için de kullandığını ortaya koyuyor. Özellikle yüksek tutarlı ürünlerde sepet, satın alma kararının verildiği sürecin önemli bir parçası haline geliyor. Premium üyeleri satın alma kararını kampanya dönemine bırakıyor.

‘Küçük mutluluk’ ekonomisi gençlerle büyüyor

Küresel danışmanlık şirketi McKinsey’in tüketici eğilimlerine ilişkin raporları, tüketicilerin büyük ölçekli harcamalarda daha temkinli davranırken, “kişisel ödül” niteliği taşıyan küçük harcamaları sürdürdüğüne işaret ediyor.

Buna göre, genç nesiller için en önemli harcama önceliklerinden biri gıda alışverişi olmaya doğru ilerliyor. Benzer şekilde Deloitte’un küresel tüketici araştırmaları da özellikle genç tüketicilerin deneyim odaklı ve kısa süreli mutluluk sağlayan harcamalara yöneldiğini gösteriyor. Araştırmalar, genç tüketiciler arasında deneyim odaklı harcamaların, geleneksel statü tüketiminin önüne geçtiğini ortaya koyuyor.

Sosyal medya platformlarında da “küçük sürprizler kültürü (little treat culture)” konulu yüz binlerce paylaşım yapılırken, kullanıcılar günlük yaşamın küçük ödüllerini “kişisel motivasyon” ve “kendine kısa mola” yöntemi olarak tanımlıyor. Araştırma şirketi Euromonitor International da tüketicilerin ulaşılması zor lüks tüketim yerine “erişilebilir premium ürünlere” yöneldiğine işaret ediyor. Özellikle Z kuşağının, sosyal medyada paylaşıma uygun, kısa süreli ancak “iyi hissettiren” deneyimlere daha fazla önem vermesi de dikkati çeken başka bir eğilim.

yok

Author: Mehmet Çelik