Kimler üretiyor neden tartışılıyor: Yeni petrol değerli madenler

Elektrikli otomobiller için fosil yakıtlı olanlara kıyasla altı kat fazla, rüzgâr türbinleri için de doğalgazla çalışan elektrik santrallarına göre dokuz kat fazla mineral gerekiyor. Yani çevreci ekonomi, daha fazla maden ihtiyacı doğuruyor. Tüm bu madenlerin yüzde 80’den fazlasını ise tek başına Çin işleyip dünyaya satıyor. Ukrayna’nın işgali Avrupa’nın doğalgazda Rusya’ya bağımlılığı konusunda farkındalık oluştururken, Tayvan meselesinde Çin’le muhtemel bir çatışma, bu madenlerin güvenliğine dair soru işaretlerine neden oluyor.

Peki yeşil dönüşüm için kritik madenler neler?

BATARYADAN TÜRBİNE BUNLAR ŞART:

Elektrikli otomobilden rüzgâr türbinine yeşil teknolojiler için altı tip maden hayati önemde. İlk beş mineral batarya üretimi için zorunluyken, nadir toprak elementleri de elektronik cihazlar için temel bileşen olan mıknatıs yapımında kullanılıyor.

– NİKEL: Endonezya küresel nikel üretiminin yüzde 37’sinden sorumlu. Onu Filipinler ve Rusya izliyor. Dünyanın herhangi bir yerinden çıkan nikelin yüzde 37’si Çin’de işleniyor.

– LİTYUM: Avustralya tek başına toplam lityum üretiminin yarısını yapıyor. Şili yüzde 25, Çin ise yüzde 13 pazar hakimiyetine sahip. Üretimin yüzde 58’i Çin’de katmadeğerli ürüne dönüşüyor.

– GRAFİT: Çin yüzde 79’luk üretimle tartışmasız pazar hâkimi. Öte yandan küresel grafit rezervinin yüzde 27’si Türkiye’de. Rezerv birincisi olsa da Türkiye’nin üretimi yüksek değil.

– KOBALT: En tartışmalı madenlerden. Demokratik Kongo üretimin yüzde 73’ünü yapıyor. Toplam rezervin yarıya yakını bu ülkede. Neredeyse tamamı işlenmek üzere Çin’e gönderiliyor.

– MANGANEZ: Bilinen rezervlerin yüzde 40’ına sahip olan Güney Afrika üretimin yüzde 33’ünden sorumlu. Çin yüzde 95’ini rafine ediyor.

– NADİR TOPRAK ELEMENTİ: Çin üretimin yüzde 61’ini yapıyor. En yakın rakibi ABD’nin küresel çıktıya katkısı yüzde 15.

ÇEVRE VE ÇALIŞMA KOŞULLARI KÖTÜ

Bu madenlerin üretimi sırasında açığa, ağır metaller ve zehirli sular çıkıyor. Ve yoksul ülkelerde bertaraf süreçleri iyi yönetilmiyor. Kobalt metalinde Afrika ülkesi Demokratik Kongo ve Çin en büyük iki rezerv sahibi. Buralarda üretim çok az güvenlik önlemi alınarak yapılıyor. Afrika’da bazı madenlerde çocuk işçi de çalıştırılıyor. 2030’a gelindiğinde küresel nikel talebinin 3’te ikisini karşılaması beklenen Endonezya’da da rafinasyon sürecinde çıkan zehirli atığın bertarafı tartışmalı. Kimyasalların bir ara okyanusa dökülmesi bile düşünülmüş.

OPEC BENZERİ YAPILANMA PLANI

Çevre tartışmalarının yanı sıra pazarı kimin nasıl kontrol edeceği de günün yeni sorunlarından. Endonezya, üreticiler arasında OPEC benzeri bir yapı kurmaya uğraşıyor. Petrol sahibi ülkelerin bir araya geldiği OPEC’in temel işlevi fiyat kontrolü. Topraklarından lityum çıkan Şili, Arjantin ve Bolivya da plana destek açıkladı. Fakat OPEC hedefi önünde pratik engeller bulunuyor. Örneğin, petrol üreticisi ülkeler sahalarını millileştirirken, Endonezya’daki tesisler Çinli şirketlere ait. Benzer durum başka ülkeler için de geçerli.

ÇİN TEK EGEMEN

Çin yeşil dönüşüm piyasasını tek başına domine ediyor. Mesela lityum işlemede neredeyse tekel halindeyken, Çin menşeili teknoloji olmadan benzer tesisleri başka ülkelerde kurmak zor. Projeksiyonlara göre Çin, 2030’da tüm dünyanın kapasitesinin toplamından iki kat fazla batarya üretmiş olacak. Geçen hafta Hiroşima’da toplanan G7 liderleri, Çin’e olan bağımlılığa alternatif bulma sözü verdi. Fakat halihazırda Çinli şirketler beş kıtada maden ve rafinerilere ortak oluyor, hatta Afrika’da ABD’li şirketleri bile satın aldılar.

PEKİN NEDEN ÖNDE

Kritik sahalara yakınlığı ve teknolojik avantajlarının yanı sıra Pekin hükümetinin uygulamaları rekabet önceliği de sağlıyor. Örneğin,yüksek miktarda enerji gerektiren rafineri sürecinde Çin hükümeti şirketlere ucuz enerji ve arsa temin ediyor. Ayrıca Batılı ülkelerdeki çevre standartları maliyeti artırıyor. Çin’de ise gerek hava kirliliği gerek zehirli atıkların bertarafı konusunda uygulama daha gevşek.

BİLGİ NOTU: Veriler; ABD Kongresi Araştırma Servisi, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS), Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) raporları ile Kanada ve Hindistan hükümetleri çalışmalarından derlenmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir