“`html
Kadim Nardugan Geleneğiyle Yepyeni Bir Yıl: Sanat Sergisi Açıldı
“NARDUGAN / Yepyeni Bir Yıl” sergisi, sanat ve kültür alanında birçok önemli ismin katılımıyla Tasarım Parkı Sanat ve Etkinlik Merkezi’nde başladı. 2010 yılından bu yana disiplinlerarası sergiler ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan bu mekan, kurucusu ve iç mimar Nursema Öztürk’ün yenilikçi bakış açısıyla, Tatbiki Güzel Sanatlar geleneğinden gelen sanatçı Berrin Aksu tarafından oluşturulan küratörlük anlayışıyla hayat buldu. Bu sergi, Orta Asya Türk kültüründe ışığın yeniden doğuşunu simgeleyen Nardugan geleneğini çağdaş sanat ile harmanlıyor.

–Nardugan geleneği serginin tasarımında nasıl bir yere sahip?
Berrin Aksu:
Nardugan, benim küratöryal çalışmalarımda, geçmişten geleceğe, karanlıktan aydınlığa geçişin sembolü olarak önemli bir yer tutuyor. Bu geleneği yalnızca bir inanç ritüeli olarak değil, aynı zamanda insanlığın ortak deneyimlerinden biri olarak değerlendirdim.
Nursema Öztürk:
Tasarım Parkı’ndaki her sergi, yalnızca belirli bir tema çerçevesinde değil, mekânın tarihsel ve kültürel birikimi ile değerlendiriliyor. Nardugan, karanlıktan aydınlığa geçişin muazzam bir simgesi. Bu sergi ile, Nardugan’ı günümüzün içsel dünyasındaki umut ve yenilenme duygusuyla yeniden yorumlamak istedik.
“Yepyeni Bir Yıl” ifadesi, yalnızca takvimsel bir değişimi değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal bir dönüşümü de simgeliyor. Tasarım Parkı’nda izleyici, pasif bir gözlemci değil; düşünce ve hisleri olan bir birey olarak yer alıyor. Bu başlık, geçmiş yüklerden arınmış bir ruh hâlini temsil ediyor.
–Bu başlık, izleyiciye hangi ruh hâlini öneriyor?
Berrin Aksu:
Küratöryal açıdan bu başlık, ziyaretçileri içsel yenilenme düşünmeye teşvik eden bir sembol. Sergi, izleyicinin kendisiyle olan bağını görselleştirmeyi amaçlıyor.

-Işık, yeniden doğuş ve bereket temaları serginin anlatımında nasıl bir araya geliyor?
Berrin Aksu:
Bu üç tema, sergide doğrusal değil, döngüsel bir anlatı oluşturuyor. Işık, farkındalık ve bilinçlenmenin simgesi, yeniden doğuş bireysel ve toplumsal dönüşümün ifadesi, bereket ise üretim ve paylaşımın görsel yansıması olarak ele alındı.
Nursema Öztürk:
Döngüsel yapının mekânın tasarımıyla uyumlu hale geldiğini söyleyebilirim. Mekân, bu kavramların sadece sergilendiği değil, izleyiciler tarafından deneyimlendiği bir alan haline geliyor.
–Farklı disiplinlerden eserleri harmanlarken nasıl bir denge sağladınız?
Berrin Aksu:
Küratöryal yaklaşımda, disiplinlerarası hiyerarşiden ziyade kavramsal akışa öncelik verdik. Resim, heykel, seramik ve dijital işlerde, bir uyumlu ritim içerisinde yerleştirme yapıldı.
–Tatbiki Güzel Sanatlar ekolünden gelen 40 sanatçının sergiye katkısı nedir?
Nursema Öztürk:
Tatbiki Güzel Sanatlar geleneği, estetik ve işlevselliğin buluştuğu güçlü bir eğitim alanıdır. Bugün bu okulun mezunu olarak, bu geleneğin canlı bir üretim dili sunduğuna inanıyorum ve EKOL Sanat Topluluğu bünyesindeki sanatçılarla bu değerleri paylaşıyorum.
Bu sergi, yalnızca bir gösterim değil; ortak bir estetik anlayış etrafında şekillenen bir birlikteliktir. Yine de, bunun bireysel hafızaları da barındıran bir süreç olduğunu düşünüyorum.

Berrin Aksu:
EKOL Sanat Topluluğu, Tatbiki Güzel Sanatlar geleneğinden beslenen sanatçıların bir araya geliş ihtiyacını karşılamaktadır. Bu ekol sadece teknik bir altyapı sunmakla kalmaz, aynı zamanda estetik bir bakış açısı da sağlar.
Bu noktada, Nursema Öztürk ile ortak çalışmamız tesadüf değildir. Aynı okuldan iki farklı üretim pratiği, Tasarım Parkı’nda ortak bir anlatıya dönüşüyor.
–40 sayısının sembolik anlamı sergi kurgusunda nasıl yer buluyor?
Berrin Aksu:
40 sayısı; arınma ve dönüşümün simgesi olarak serginin temelinde yer alıyor. İzleyicinin bu süreçte bir geçişin parçası haline gelmesi, bu sembolizmin en güçlü yansımalarından biridir.

-Tasarım Parkı Sanat ve Etkinlik Merkezi bu sergide nasıl bir rol oynuyor?
Nursema Öztürk:
Tasarım Parkı, sergide sadece bir alan değil; aynı zamanda düşünsel bir ortaklık sunuyor. Mekân, fikirlerin somutlaştığı interaktif bir bileşen haline geliyor.
Bu anlayış, ziyaretçilerin sergiden içsel olarak yeniden hafiflemiş ve umuda dolarak ayrılmalarını sağlıyor. G3len ziyaretçiler, eserlerle duygusal bağlar kuruyor ve birçok duygu dolu an yaşıyor.
Sonuç olarak, izleyicide “ne kalmasını istersiniz?” sorusuna vereceğiniz yanıt nedir?
Büyük ihtimalle izleyicide kalan tek bir eser veya ışık yansıması olacaktır. Ancak en önemlisi, “yeniden başlamak mümkündür” duygusunun kalıcı bir iz bırakmasıdır. Bu duygu dolu anlarla, dostların bir arada olma özlemi, gençlik dönemine duyulan özlem ve sanatın hasreti birleşiyor. Derin sohbetlerin özlemini çekerken, bu sergi, o anları yaşamamıza vesile oluyor.
“`